|
| Gönderen | Mesaj |
|
4 Aralık 2007 Salı
18:29:05
|
|
|
bu başlık güncel haberler,duyurular,davetler vs için açılmıştır...
|
|
|
8 Aralık 2007 Cumartesi
23:18:32
|
|
|
19 – 22 ARALIK ŞEHİTLERİNİ ANMAK VE KATLİAMI LANETLEMEK İÇİN BAYRAMPAŞA HAPİSHANESİ ÖNÜNDEYİZ…
19 Aralık 2000’den bugüne tam 7 yıl geçti. Geçen bu 7 yıl 19 Aralık’ta yaşanan katliamı unutturamadı. Unutturamaz da. Dünya tarihinde yaşanmamış bir operasyonla ülkemizdeki 20 Hapishanedeki devrimci tutsaklara saldırdı devlet. Onlara göre başarılı bir operasyondu. 28 devrimci tutsak ya diri diri yakılarak ya da kurşunlanarak katledilmişti. Adına “Hayata Dönüş” dediler ve katlettiler. İşte başarıları buydu.
Oysa koskoca bir gerçek ortadaydı. Devrimciler bu azgın saldırı karşısında “Öldüler ama yenilmediler”. Teslim olmadılar, boyun eğmediler. Bu operasyon, katliamları ile tarihe geçerken, devrimciler de direnişleri ile tarih yazdılar. Hapishanelerde yazılan bir direniş destanıydı. Ve bu destan F Tiplerine karşı süren direnişle doruğa ulaştı. Ülke sınırlarını aştı dünyayı sarstı. 122 şehit verildi ama zafer devrimcilerindi.
Her yıl olduğu gibi bu yılda 19 – 22 Aralık Şehitlerini anmak ve bu katliamı lânetlemek için İstanbul’da Bayrampaşa Hapishanesi önünde olacağız. “
TARİH: 19 ARALIK 2007 / ÇARŞAMBA SAAT: 13.00 YER: BAYRAMPAŞA HAPİSHANESİ ÖNÜ
|
|
|
14 Aralık 2007 Cuma
21:06:57
|
|
|
Yunanistan`da; Tüm Kamu ve Özel Sektör Çalışanlarının, Hükümetin, Çeşitli Meslek Kuruluşlarının Oluşturduğu 155 Emeklilik Fonunu, Yeni Bir Yasal Düzenlemeyle 5 Fonun Çatısı Altında Toplamayı Hedefleyen “Sosyal Güvenlik Reformu” Yapma Girişimini Protesto Etmek Amacıyla 24 Saatlik Genel Grev Yapıldı.
Sendikalar, 11 Aralık’ta gerçekleştirilen Genel Grev ile düşük emekli aylığı ve emeklilik yaşının yükseltilmesini öngören hükümet reformuna karşı çıkıyorlar.
Yunanistan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (GSEE) ile Yunanistan Kamu Çalışanları Konfederasyonu (ADEDY)’nin çağrısıyla yapılan ve son 60 yılın en büyük grevi olarak nitelendirilen grev Yunanistan’da tam anlamıyla hayatı durdurdu. Şehiriçi ve şehirlerarası otobüs, tren, metro, troleybüs, tramvay gibi ulaşım sektörü çalışanlarının da katılımı nedeniyle, özellikle de büyük şehirlerde ulaşım durma noktasına geldi.
Hava yolu taşımacılığı ile deniz yolu ulaşımı çalışanlarının da greve katılmalarıyla iç ve dış hat uçuşlarında tüm seferler iptal edilirken, ana kara ile adalar arasındaki bağlantı da koptu.
Avukat ve yargı mensuplarının da katıldığı grev süresince duruşmalar ertelendi, mahkemeler kapalı kalırken, üniversiteler ve okullar da kapılarını kapattılar. Kamu bankaları, elektrik ve su işleri daireleri ile PTT çalışanlarının da eyleme katılmasıyla hizmetlerde büyük aksaklıklar yaşandı.
Öte yandan basın yayın çalışanlarının greve katılımı sonucu tüm Yunanistan’da basın toplantıları ve benzeri etkinlikler iptal edilirken, kamu ve özel televizyon kanallarıyla radyo istasyonları haber yayınlarını tamamen durdurdu.
Haber ajanslarının ve yazılı basın çalışanlarının da greve katılmaları nedeniyle ülke genelinde hiçbir gazetenin basılmadığı ve bugün gazete bayilerinin raflarının boş olduğu gözlendi.
Yunanistan genelinde, grev süresince devlet hastanelerinde yalnızca güvenlik ve acil yardım birimleri görev yaparken eczanelerin de kepenk indirdiği ve doktorların özel muayenehanelerini açmadıkları gözlendi.
|
|
|
14 Aralık 2007 Cuma
21:08:22
|
|
|
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, önceki gün gittiği Afganistan’da, dün de Irak’ta bombalarla karşılandı!
Robert Gates’in Afganistan`a gelişi sırasında, başkent Kabil`deki NATO askerlerini taşıyan otobüse patlayıcı yüklü bir kamyonla eylem gerçekleştirilmişti.
Gates Afganistan ziyaretinin ardından dünde Irak’a geldi. Bu arada Irak’a en son Eylül ayında Bush ile birlikte gelen Gates`in, bir yıl içinde Irak`a altıncı kez geldiği öğrenildi.
İşgalcilerin bakanı Gates’in Irak ziyareti sırasında da değişik yerlerde patlayıcı yüklü araçlarla düzenlenen üç ayrı saldırıyla karışılandı.
Bağdat`ta saldırı: 14 ölü
Irak`ın başkenti Bağdat`ın merkezinde genellikle Şiilerin yaşadığı bir bölgede meydana gelen patlamada en az 14 kişi öldü.
Robert Gates’in Bağdat’ı ziyareti sırasında patlayıcı yüklü araçla düzenlenen eylemin ardından bölgeden çeşitli patlama ve silah seslerinin de yükseldiği belirtiliyor.
Saldırılardan bir diğeri ise yine Gates`in ‘ziyaret’ ettiği Musul kentinde gerçekleşti. Dawwasa bölgesinde, park halindeki bir araçta meydana gelen patlama sonucunda bir kişi öldü, yedi kişi yaralandı. Ayrıca Bakuba`da beş, Kerkük`te de en az iki kişi hayatlarını kaybetti.
Yeşil Bölge`de Iraklı liderle bir araya gelen ABD Savunma Bakanı Robert Gates, işbirlikçi Başbakan Nuri el-Maliki ve Irak`taki işgalci ABD askerlerinin komutanı David Petraeus`la da birer görüşme yaptı.
Görüşmeleri sonrasında gazetecilere açıklama yapan işgalcilerin bakanı katil Gates, utanmadan hala “Irak`ta demokratik ve istikrarlı bir yönetim kurma hedefine ulaşılabileceğini” söylüyor.
|
|
|
16 Aralık 2007 Pazar
23:25:33
|
|
|
bu başlık çok güzel olmuş abi.haberleri yazarız artık.
|
|
|
20 Aralık 2007 Perşembe
19:24:36
|
|
|
|
umarım.
|
|
|
19 Ocak 2008 Cumartesi
20:01:09
|
|
|
Hrant Dink’in Katili AKP’dir!
Bir yıl geçti Hrant Dink’in katledilmesinin üzerinden! Cinayetin sorumlularının cezalandırılacağına, adaletin yerini bulacağına dair hiçbir işaret yok. Oysa her şey çok açık! Hala “Dink cinayetinin üzerindeki sis perdesi”nden söz edenler yanılgı içindedir. Sır olan hiçbir şey kalmamıştır. Karanlıkta olan hiçbir şey yoktur. Hrant Dink’in katledilmesinde asıl söylenmesi gereken, “cinayetin hala karanlıkta olduğu” değil, katiller ve katilleri himaye edenler bu kadar açık olduğu halde, hala sorumlularının yargı karşısına çıkartılmamış olmasıdır. Bugüne kadar açığa çıkan belgeler ortaya koydu ki; Hrant Dink’in katledilmesi hazırlıklarından Trabzon Emniyeti’nin, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve Jandarma’nın haberi vardı. Açığa çıkan bilgiler, “Ne kadar çok kişi biliyormuş bu işi” dedirtecek düzeyde bir suç ortaklığını belgeliyor. Oligarşi içi çelişkiler veya başka nedenlerle de olsa açığa çıkan her yeni bilgi ve belge, katili daha açık görmemizi sağladı. Artık kesinlikle söyleyebiliriz ki; Hrant Dink’in katili AKP’dir. Cinayetten bilgisi olan polis, AKP’nin emrindedir. Cinayetten bilgisi olan jandarma, AKP’nin emrindedir. Cinayetin işlenmesine açıkça göz yuman valiler, İçişleri Bakanlığı AKP’nin emrindedir. Ve AKP, bunların hiç birine dokunmuyor. Sorumlular yargı önüne çıkartılmıyor.
SUÇ ORTAKLARINI UYARIYORUZ: Katillerin yakasına yapışmayan, AKP’den bu konuda hesap sormayan bütün AKP milletvekilleri, suç ortağıdırlar. AKP Hükümetinin bütün bakanları, bütün yöneticileri, katilleri korumak ve kollamaktan sorumlu olacaklardır.
ADALET İSTEYENLER! AKP, sistemi savunmak ve iktidarını sürdürmek için her türlü cinayeti işleyebilecek, halka karşı her türlü provokasyonu yapabilecek, gizli ve kirli işler çevirebilecek bir iktidardır. Bunu herkes görüp anlamalıdır artık. Bu doğrultuda da Hrant Dink’in hesabını en başta AKP’den sormalıdır. AKP’yi hedef almayan bir mücadele, yanlış bir çizgide sürüyor demektir.
AKP, SORUMLULUĞUNU GİZLEYEMEZ! Hrant Dink’i, O. S. adlı bir katil vurdu. O. S., Yasin H. adlı bir faşist tarafından örgütlenmişti. Yasin H. ise, Erhan T.’e bağlıydı... Peki Erhan T. kimdi?
Erhan T., polis tarafından istihdam edilmiş bir “haber elemanı”ydı. Erhan T’yi polis elemanı yapan ise Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek’ten başkası değildi. Akyürek, aynı zamanda Trabzon’daki linç saldırılarını örgütleyen polis şefiydi. Faşist çeteler kurmak ve dört gün arayla iki linç saldırısı gerçekleştirmiş olmak gibi başarıları nedeniyle Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı`na terfi ettirilerek ödüllendirildi. Akyürek’i bu koltuğa terfi ettiren ise AKP iktidarıydı.
Nerede bir linç varsa, nerede halka, aydınlara karşı bir cinayet varsa, AKP’nin Emniyet Müdürleri oradadır. Bu ülkenin “güvenlik” kuvvetlerinin dahil olmadığı ne bir cinayet, ne bir çete, ne bir provokasyon vardır. Bu güçlerin bağlı olduğu AKP hükümeti ise, bunlar karşısında kayıtsız görünmektedir. Fakat AKP’nin suçu sadece kayıtsızlık değildir. Çünkü AKP halka karşı tüm bu saldırıların ODAĞINDADIR.
AKP’nin daha iktidar olduğunun ilk haftasında Susurlukçulara sahip çıkan bir iktidar olduğunu görmezden gelmişti bir çok kesim. Linç saldırılarının süreklileşmesinin iktidarın bilgisi ve onayı dışında mümkün olamayacağı da görmezden gelinmişti. Korkut Ekenler’in deşifre edilmesine ve hapsedilmesine karşı çıkan AKP Hükümeti’nin Adalet Bakanı, Dink’in katledilmesinin ardından Erhan T.’nin deşifre olması üzerine de büyük bir pervasızlıkla “Bundan sonra güvenlik birimleri kolay kolay haber elemanı kullanabilir mi? İstihbarat bu şekilde zaafa uğrayınca suçla nasıl mücadele edilebilir?” diyordu. Aslında sadece bu açıklama bile, AKP iktidarının suçunu ve sorumluluğunu göstermeye yeter.
UNUTANLAR, “KARANLIK GÜÇ” EDEBİYATINA ALDANANLAR İÇİN HATIRLATALIM! Hrant Dink vurulur vurulmaz, Trabzon polisi Erhan T.’yi emniyete çağırıp ona şu soruyu sordu: “Senin ekibin mi yaptı?”
Erhan T. ile görüşmeleri sürdüren polis, Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü`nde görevli Muhittin Zenit idi. Dink’in katledildiği 19 Ocak günü Muhittin Zenit de, yine Erhan T’ye telefonda şu soruyu sordu:
“Alo, Hrant Dink cinayetini sizinkiler mi işledi?... O.S. hani teslim olacaktı?.. Bana anlattığınız gibi mi oldu her şey?.. Yasin mi yaptı?..."
Yapan çok açık değil mi? Yapan, O. S., Yasin H. değildir. Onlara yaptırılmıştır. Ve şimdi yukarıdaki bilgiler ışığında, bu çetenin polis denetiminde örgütlenmiş bir çete olduğunu da hatırlayın. BUNLAR BİLİNİYOR; FAKAT BİLİNENLERİN GEREĞİ OLARAK YAPILAN HİÇBİR ŞEY YOKTUR! Bu cinayeti işleyen, polisiyle, jandarmasıyla, valisiyle, hükümetiyle AKP iktidarıdır.
İHMAL DEĞİL, FAŞİST SALDIRI POLİTİKASI VAR! Sorun “ihmal” sorunu da değildir. Halka, aydınlara “gerektiği zaman, gerektiği yerde” saldırmak ve gözdağı vermek için bizzat polis ve jandarma tarafından kurulan örgütlenmeler, kuruluş amaçlarına uygun olarak bir politikayı hayata geçirmişlerdir.
Hrant Dink’i açtığı davayla hedef gösteren de devlettir. Mahkeme önünde faşist çeteleri üzerine salarak linç etmeye çalışan devlettir. Valilik makamına çağırarak alenen tehdit eden devlettir. Burada bir ihmalden değil, devletin çeşitli kademeleri tarafından adım adım hazırlanan bir cinayetten söz ediyoruz. Herşey açıktır.
“Haber elemanı” Erhan T., 2006 yılının başında, Dink’in katlinden tam 11 ay önce Trabzon Emniyeti’ne, Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisini verdi. Erhan T.’nin verdiği bilgi tamdı, cinayeti kimleri
|
|
|
4 Şubat 2008 Pazartesi
14:17:09
|
|
|
Davutpaşa’da Halkı Katleden AKP’nin Rüşvet Çarkıdır!
Bu kez “ruhsatsız işyeri” olup geldi ölüm. Davutpaşa’da ölen yine biz yoksul halktık. Tıpkı, daha bir hafta önce Kütahya yakınlarında raydan çıkan trende ölen 9 kişinin de bizden olduğu gibi. Deprem, sel, çığ, yangın, salgın hastalık, trafik kazası, iş kazası... ölen hep biziz. Düzen, durmaksızın katlediyor bizi. Katliamların biçimi değişiyor, ama esası değişmiyor.
31 Ocak günü, İstanbul Davutpaşa’da ruhsatsız bir maytap ve havai fişek imalathanesinde meydana gelen patlama sonucunda 21 insanımız öldü, 116 kişi de yaralandı.
Şehrin göbeğinde büyük bir patlayıcı imalathanesi işletiliyor ve hiçbir yetkili kurumun bundan haberi yok! Halkı çocuk yerine koyup kandırmak istiyorlar. Hayır! Hepimiz biliyoruz ki, belediye ve polis işbirliği olmadan böyle bir yer açılıp işletilemez.
Halk, bu rüşvet çarkını çok iyi biliyor. Devlet katında işler başka türlü halledilemez. Girdiğin her devlet ve belediye kapısı, rüşvet çarkıyla döner.
Davutpaşa Çifte Havuzlar Caddesi`ndeki bu imalathane yeraltında ya da gizli bir yer değildi. Burası, 5 katlı büyük bir iş merkeziydi. Kaldı ki, bu imalathane, İstanbul’da benzer durumdaki tek maytap, havai fişek imalathanesi de değil. Bu gerçeği İstanbul’u yöneten tüm yetkililer bilir.
Peki öyleyse, bildikleri halde niye önlem almıyorlar?
Cevabı; çıkar, soygun, yağma, talan, rüşvet düzenindedir.
Davutpaşa’da 21 insanımızı katleden bu düzendir.
SUÇLULAR HALKI SUÇLUYOR!
İstanbul Valisi, Belediye Başkanı, daha alt düzey yetkilileri, iki gündür konuşuyorlar ama hepsi tek bir “suçlu”yu işaret ediyorlar: HALK!
Başka hiçbir suçlu yok ortada. Ne o işyerini denetlemekle görevli kurumlar, ne o kurumların amiri ve sorumlusu durumundaki Vali ve Belediye Başkanı, hiç kimse hiçbir sorumluluk üstlenmiyor. Hep böyle olmuştur. Bugüne kadar bu ülkede yaşanan ve her biri açık bir katliama dönüşen tüm büyük felaketleri gözünüzün önüne getirin; hangisinde bir sorumlu bulundu, hangisinde bir sorumlu cezalandırıldı?
Bakın işte, 22 Temmuz 2004`de Pamukova’da 40 kişinin öldüğü, 90 kişinin yaralandığı “hızlı tren” katliamında da suçlu olarak bula bula iki emekçi makinisti buldular. O katliama yol açan Ulaştırma Bakanı ve TCDD Genel Müdürü hala koltuklarında oturuyorlar.
Düzenin CEZA mekanizması muhaliflere karşıdır.
Yargı, esas olarak düzene muhalifler için işler. Eğer muhalifsen, sıradan bir afiş asmak bile anında cezalandırılır. Polis, zabıta 24 saat görev yapıyor; 24 saatin tamamında muhaliflere karşı çok çok duyarlıdırlar. Hiçbir gerekçe bulamazlarsa “çevreyi kirlettiniz” diye ceza yazarlar. Ama İstanbul’un orta yerinde patlayıcı deposu açabilirsiniz, envai tür patlayıcı imal edebilirsiniz, herhangi bir izne gerek yoktur, ceza yoktur. Rüşvetini verir, imalathane işine devam eder... Sonra patlama olur, 21 kişi katledilir. Suçlu halktır!
ŞEHİRLERİ BU HALE GETİRENLER, DOĞABİLECEK TÜM KAZA VE FELAKETLERDEN DE SORUMLUDURLAR
Devletin valisi Muammer Güler katliam yerinde konuşuyor: “Bu maytap imalathanesi kaçak. Hiçbir önlem alınmamış.” Kime söylüyorlar? Bunu önceden bilmek ve önlem almak durumunda olan kendileri olduğu halde, onlar suçluyu çoktan bulmuşlar.
Bu düzenin tüm DENETİMİ yoksul halka karşıdır. Gecekonduları bir gecede yıkan, istediler mi o gece yapılan her gecekonduyu tesbit edebilen zabıta ve polisin gözü, zenginler, patronlar karşısında kör oluyor. Elbette gecekonducuların rüşvet verecek parası yoktur. Patronlar her türlü yasadışılığı yapacak, ruhsatsız işyeri açacak, işçilerini sigortasız çalıştıracak, işyeri güvenliği için hiçbir önlem almayacak, fakat onlara kimse dokunmayacaktır.
İşte böyle bir düzen hüküm sürdüğü içindir ki; İstanbul’daki binaların yüzde 60’ı RUHSATSIZ’dır. İktidar ise, bu çarpıklığın kaynağına inmek yerine, “Kentsel dönüşüm” projesi adı altında, gecekonduları yıkıp arazilerini ele geçirmeye çalışmakla meşgul.
Diyorlar ki, şehre çeki düzen vermek gerekir. Bu hale kendileri getirmediler mi? Bir köyden, sıradan bir kasabadan değil, 12.5 milyon nüfuslu bir şehirden söz ediyoruz. Yüzbinlerce ruhsatsız binayı kim yaptı, kim izin verdi, kim onayladı, kim göz yumdu? Kim bu ruhsatsız şehrin sorumlusu? Valilik, Belediye, polis, jandarma, Devlet Su İşleri’nden İSKİ’ye kadar tüm devlet ve belediye kurumları, hepsi suçludur; hepsi bu rüşvet, soygun, talan mekanizmasının ortağıdırlar. Halkı katleden bunlardır.
AKP, tam 14 yıldır İstanbul’u yönetiyor. İstanbul’daki AKP yönetimi bugün Başbakan olan Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığıyla başlamıştır. Şimdi kalkıp Davutpaşa’daki katliamda bizim sorumluluğumuz yok diyebilirler mi?
Sistemin tüm çarklarının sömürü, soygun rüşvet ve talan için döndüğü bir düzende, halkın ne iş güvenliği, ne can güvenliği yoktur. Bu bozuk yapı, daha çok felaketler ve katliamlar üretecektir.
Halk olarak, iş güvenliği için, can güvenliği için kendimiz örgütlenmeli, iktidar ve patronların suç ortaklığı içinde olduğunu bilerek, bu suç ortaklığına karşı mücadele etmeliyiz. Haklarımızı gasbettiklerinde, can güvenliğimizi yok ettiklerinde, Davutpaşa’da olduğu gibi canımızı aldıklarında, hesap sormasını bilmeliyiz.
DAVUTPAŞA’DA HALKIN KATİLİ AKP’DİR! AKP HALKA HESAP VERMELİDİR!
|
|
|
4 Şubat 2008 Pazartesi
14:20:06
|
|
|
Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TAYAD) hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini, keyfi uygulamaları ve saldırıları, hazırladığı bir yıllık “2007 Hak İhlalleri Raporu” ile duyuruyor.
Bu raporun tanıtımı ve hapishanelerdeki genel durumun değerlendirilmesi için bir basın açıklaması yapacak olan TAYAD, tüm basına, duyarlı kişi ve kurumlara çağrıda bulundu. Açıklamaya katılmalarını istedi.
Açklamanın yapılacağı Yer: Taksim Tramvay Durağı Tarih: 6 Şubat Saat: 13.00
|
|
|
7 Şubat 2008 Perşembe
18:48:47
|
|
|
|
abi teşekkürler.
|
|
|
9 Şubat 2008 Cumartesi
19:30:44
|
|
|
|
sizlerde yazarsanız sevinirim arkadaşlar.buyrun...
|
|
|
17 Şubat 2008 Pazar
20:33:09
|
|
|
|
abi baksana yazmak bir yana ben okuyanın olduğunu dahi sanmıyorum.sanal aşk peşinde koşmaktan buraya vakit kalmıyor olsa gerek
|
|
|
20 Şubat 2008 Çarşamba
12:50:17
|
|
|
Tecrite Karşı Sanatçılar “Suçlu Emperyalizmdir” konulu bir basın açıklaması düzenleyeceklerini duyurarak 20 Şubat Çarşamba günü tüm dostlarımız Atatürk Kültür Merkezi önüne bekliyoruz dediler:
“Bugün ülkemizde yaşadığımız sorunların temelinde, ABD`ye bağımlı bir ekonomi ve politika yatıyor.
Biz dünya halklarıyız. ABD vahşet, kan, açlık ve yoksulluk yağdırıyor üzerimize. İnsanlığın geçen yüzyılı ABD emperyalizmi yüzünden karardı.
İçinde yaşadığımız yeni yüzyılın ABD zulmüyle kana bulanmış bir dönem olmasını istemiyoruz.
Milyonlarca insan ölü yatıyoruz ve hepimizin mezarları başında aynı cümle yazıyor; "Suçlu Emperyalizmdir!"
DİKKAT ABD! AÇ BIRAKIR, İŞKENCE EDER, İŞGAL EDER ÖLDÜRÜR!
20 Şubat Çarşamba günü AKM önünde gerçekleştireceğimiz basın açıklamasına bütün dostlarımızı bekliyoruz.
YER: AKM Önü TARİH: 20 Şubat Çarşamba Saat: 13:00”
|
|
|
20 Şubat 2008 Çarşamba
12:51:08
|
|
|
Türkiye’nin çeşitli illerinden Ankara`ya gelen binlerce Tekel işçisi, Tekel`in özelleştirme girişimlerini protesto etti. "Ölmeye ölmeye geldik" sloganlarına karşı, Tek-Gıda İş Sendikası Genel Sekreteri Macit Abiş, "Ölmek öldürmek yok. Yaşacağız yaşatacağız. Yaşamaya ve yaşatmaya geldik" diye konuştu.
Ankara`ya gelen Tekel işçileri, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yanındaki alanda 18 Şubat saat 14.00’dan itibaren dondurucu soğuğa rağmen, saatleri bulan bir miting düzenlediler.
Kamu-Sen, KESK, Türk-İş`e bağlı sendikalar, CHP, MHP, TKP, EMEP, ÖDP gibi siyasi partilerinde destek verdiği eylemde, sık sık, "Ölmeye Ölmeye Geldik", "Gün Gelecek Devran Dönecek, Hainler Halka Hesap Verecek", Özelleştirme idaresi işaret edilerek, "işte burası hain yuvası", "Tekeli satanı bizde satarız", "Tayibi alana Unakıtan bedava" sloganları atıldı. Tek Gıda İş Sendikası Genel Sekreteri Macit Abiş, 10 yıldır Tekel için kavga ettiklerini belirterek, "Özelleştirme idaresi önündeki eylemlerimizle nasıl daha önceki özelleştirmeleri durdurduysak yine durduracağız" dedi. Tekel`i "Türkiye`nin geleceği" olduğunu söyleyen Abiş, Tekel işçilerinin fabrikalarının satılmasını engellemek için, karları, barikatları aşarak Ankara`ya geldiklerini ifade etti.
Konuşması sırasında "ölmeye ölmeye geldik" sloganları atılan Abiş, "Ölmeye değil yaşamaya ve yaşatmaya geldik. Yaşayacağız ve yaşatacağız" diye konuştu.. Türkiye`nin her yerinde tütün yetiştiğini ve 400 bin ailenin bu alandan ekmek yediğini söyleyen Abiş, "Tekel`in özelleştirilmesi demek, bu ailelerin aç kalması olduğunu ifade etti. Daha sonra Konuşan Tek Gıda İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, Tekel`in satılması konusunda hükümeti uyarmak için Ankara`ya geldiklerini belirterek, 2 aydır bunun için mücadele ettiklerini söyledi. Türkel, özelleştirmeler konusunda daha önce kandırıldıklarını ancak bir kez daha kandırılamayacaklarını belirterek, özelleştirmenin durdurulmasını istedi.
Türkel; “İşimizi de aşımızı da kaybedersek daha kaybedecek bir şeyimiz kalmaz. Çoluğumuza, çocuğumuza yedirdiğimiz lokmayı savunmak bize hak, bize görev. Bu görevden dönmek ise haram.
Valilerinizden kömür, partililerinizden erzak paketi istemiyoruz. Sadakanızı kabul etmiyoruz. Fabrikalarımızı istiyoruz. Anamızın ak sütü gibi helal alınterimizin onurlu karşılığını istiyoruz. Üreterek başı dik, gururla ve dilenmeden hayatımızı sürdürmek istiyoruz” diye konuştu.
Akşam saatlerine kadar bekleyişlerini sürdüren Tekel işçilerine polis saat 20.00 sularında saldırdı. Yaklaşık 500 kişiye panzerlerden su sıkarak ve biber gazı sıkarak saldıran çevik kuvvet edindiğimiz bilgilere göre 2 kişiyi ağır yaraladı. http://www.halkinsesi.tv/haber_detay.php?bilgi_id=1696#
|
|
|
20 Şubat 2008 Çarşamba
12:52:43
|
|
|
EKSEN YAYINCILIĞA POLİS BASKINI
Kızıl Bayrak, Ekim Gençliği ve Liselilerin Sesi gazete ve dergilerinin yayınevi olan Eksen Yayıncılık`ın Haseki`de bulunan merkez bürosu 18 Şubat 2008 tarihinde sabah saatlerinde İstanbul Terörle Mücadele Şubesine bağlı sivil polisler tarafından basıldı.
Sabah 07.00 sıralarında büroya gelen 15 kadar sivil polis, kapıyı kırarak içeri girip büro çalışanı Ferdi Özmen`i gözaltına aldı.
Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan Kızılbayrak ve BDSP baskının hiçbir yasal dayanağı olmadığını dile getirerek baskını protesto etti. Açıklamalarda “Komünist basın susturulamaz” dendi.
***
Devrimci Basına Yönelik Saldırılar Protesto Edildi
Aralarında Yürüyüş, Kızıl Bayrak, Alınteri, Atılım, Devrimci Hareket, KÖZ, Kaldıraç, Proleter Devrimci Duruş, Barikat, Partizan, Odak dergileri ve EHP üyelerinin de olduğu devrimci basın çalışanlarından bir grup devrimci basına yönelik baskıları Galatasaray Lisesi önünde yaptıkları basın açıklamasıyla protesto etti.
19 Şubat günü saat 13.00’te bir araya gelen devrimci basın çalışanları “Baskı, Terör, Sansür, Devrimci Basın Susturulamaz” pankartı açarak “Devrimci Basın Susturulamaz, Baskılar Bizi Yıldıramaz” sloganlarını attılar.
Grup adına açıklama yapan Eylem Duygu Çağlar, son dönemde Gündem, Atılım, Yürüyüş’ün keyfi bir şekilde yayın durdurma cezaları ile seslerinin kısılmak istendiğine değindi.
18 Şubat günü Eksen Yayıncılık’a yapılan baskının protesto edildiği eylemde Çağlar, "Panzerin altında kalan 16 yaşındaki Menekşe`nin, tersane cehenneminde elektrik akımına kapılarak can veren Mikail`in, `fabrikamızı sattırmayız` dediği için polis saldırısına uğrayan TEKEL işçilerinin sesini duyuracak devrimci basın ve hakkını savunacak devrimciler her zaman var olacaklardır" dedi. http://www.halkinsesi.tv/haber_detay.php?bilgi_id=1702#
|
|
|
23 Şubat 2008 Cumartesi
18:16:17
|
|
|
http://istanbul.indymedia.org/news/2008/02/233136.php Her sene iki milyona yakın öğrenciyi dershane kapılarında süründüren ÖSS, bugün toplumun gözünde adil ve meşru bir sınav değildir. Aksine bu sınavın adaletsizliği, yaşadığımız toplumun büyük bir kesimi tarafından gün geçtikçe daha büyük tepkiyle karşılanmaktadır.
24 Şubat’ta Ümraniye’de elbirliği ile ilk kez düzenleyeceğimiz ÖSS karşıtı forumda söz alıp bu sınava karşı tepkimizi ve taleplerimizi beraber dile getireceğiz. Bir forumla ÖSS duvarının yıkılmayacağını biliyoruz. Fakat bu forumun ÖSS duvarının yıkılmasını sağlayacak dayanışmayı ve mücadeleyi geliştirme yolunda önemli bir adım olduğunun da farkındayız.
Yaşadığımız coğrafyadaki eşitsizliklere duyarlı herkesi bu adaletsiz eleme sınavına karşı bu forumda elbirliği yapmaya http://istanbul.indymedia.org/news/2008/02/233136.php
|
|
|
23 Şubat 2008 Cumartesi
22:30:18
|
|
|
ben okuyorum arkadaşlar.yazmama gerek kalmıyor suat saolsun
siz yazın ben okurum arada fikirlerimi yazarım.teşekkürler..
|
|
|
23 Şubat 2008 Cumartesi
22:34:21
|
|
|
şuan da 2 milyona yakın insan dersanelerde sürünüyor.oks kalktı artık 5. sınıftan dersanelere gidilmeye başlandı.lisede de her sene sınav olursa aynı olacak.yani dersanelere talep daha da artacaktır.daha düzenli bişe olmalı.
|
|
|
23 Şubat 2008 Cumartesi
22:37:25
|
|
|
|
rant-rant-rant
|
|
|
23 Şubat 2008 Cumartesi
22:53:52
|
|
|
aynen öyle yapıorum hepsi okunduğunda anlamlı bi çok şey çıkıyor.hepsini değil sadece birini okumak bile yeterli.. ddüşündürüyor beni.ben okumadan da düşünüyorum ama senin yazıların bana yardım ediyor teşekkürler
ranta devaam 
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|