| |
yok |
24 Temmuz 2008 Perşembe
14:05:39
|
Adımlarını ne de çabuk sıklaştırdın gitmek için ve neden acele ettin haykırışlarını çığlıklarına adamak için..
Gözlerim kan dolu izliyorum seni..
Bir yerlerde hala varsın biliyorum..
Sen yoksan bu şehri ölümler kuşatır ve bazen bekleyenler değişir adını haykırmak için..
Sonra adın mor mürekkeplerle kazınır vaktin dar ağacına..
Ama her şeyden önce yalnızızdır bilirsin gitsen de yalnızız kalsan da yalnız..
Bu şehir özlediğim bir çift göz için ayakta sanki..
Sanki müptelası olduğum puslu bir gökyüzünde gözlerin..
Sanki bir uçurum düşüyor avuçlarından..
Kaç bahar oldu söylermisin..
Bir sığınma duygusuyla sana topladığım güller gideli kaç bahar oldu..
Ebediyen ölmeyecek ruhumun bir şehri var sende..
|
|
NEDEN YOKSUN DENİZİM ..... |
24 Temmuz 2008 Perşembe
14:04:51
|
Bir yıldız sağanağı ve bir yanım veda..
Bir ateşin içinden gülümseyebiliyorum sana..
Çünkü senden öğrendiğim aşk bende bir sadakat..
Tanıdığım bir şey bu bulutlar,ulvi bir el tarafından ağlayabiliyorsa..
Beni de ağlat demeliyim..
Her an birden bire bir sadakatle gelecekmişsin gibi..
Yüzümdeki hazana bak sonbaharın son gününde doğmuşum gibi..
Neden yoksun..Neden parmaklarında kavizler çizmiyorsun artık..
Bilmiyor musun artık bütün eşyalar benimle alay eder oldu..
Bütün sevdiklerimi başucumda görme isteğim bile suç..
Yoksun..Ve perdeleri siyaha soyunan bir günle karşılaşıyorum yok oluşunu..
Şehrin ilk simidini ben yedim..Bütün karlar suskunluğumun ve sensizliğimin üzerine beyaz yalnızlıklar örtüyor..
İlk çayını ben içtim bu şehrin..Sen yoksun..
Yitik bir şehrin korkularını emziren bütün gecelerini buğulu bir camdan seyrediyorum..
Sonun nerede olduğunu bilmeden ve zahir bir hayata feryatlar bırakarak aşikar cümlelerle sinsi ızdırapların ardına ismini kazıyorum..
Bu yüzden anımsadığım Zühre ve bu yüzden adına zahir cümleler bırakmam..
Bir adın kaldı dayanabildiğim hüzünlerden..
Kimi zaman gidenler unutmaz geride kalanları beni avutan..
Kimi zaman evet son kez git ve bir daha dönme kalbimi yıkan..
Dokunduğun yürek aynı marur bakışlarınla izliyorsun bu şehri..
Yüreğinde yas diye tasvir ettiğin ayrılıkların bir gün nefesini senden alacağını hiç düşünmedin..
Adımlarını ne de çabuk sıklaştırdın gitmek için ve neden acele ettin
|
|
ALDI GİTTİ.... |
30 Mart 2008 Pazar
22:10:07
|
Aldı Gitti
Baskın yemiş bir evsem dağılmışsam
Tutuklanmış kitapsam yakılmışsam
Bir çift turnaya benzerdi gözleri
Göğüm öksüz kaldı bakar ağlarım
Aldı gitti neyim var neyim yoksa
Kalanlarsa yalım yalım yangınsa
Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
Daha çok, hasrete yanacak ömrüm
Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
Daha çok acıyla yanacak gönlüm
Yaktım koca ömrü zaaflı bir anda
Yarla baharımı kışlara gömdüm
Eğdim dağ basımı onun önünde
Yetmedi ardından bakar ağlarım
|
|
HASRETİMSİN |
30 Mart 2008 Pazar
22:07:44
|
Hasretimsin
Baktigim her yerde inan sen varsin
Güzellik nerede sen oradasin
Herseyinle içimde yasayansin
Bu beden nerede sen oradasin
Sen benim bahar gülüm
Sen benim ekmegim
Sen benim içtigim suyumsun
Sen bahar gülü diye kokladigim çiçegim
Üzüntüm nesem canim hasretimsin
Ta şu sevdaya saldi gözlerim
Nereye bakarsam orda izlerin
Petek de bal gibi senin sözlerin
Bir türkü dinlesem sen oradasin
|
|
DEVAMI |
30 Mart 2008 Pazar
22:06:37
|
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk
yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden
tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil
sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana
ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen
girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı,
gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu,
olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o
doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni
yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim.
Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok...
|
|
BÖYLE SEVDİM İŞTE |
30 Mart 2008 Pazar
22:05:54
|
Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde
olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın,
orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar
kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne
ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım
seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin
renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin
pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir
ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize
tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar
gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın,
en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki
sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve
ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey
olduğunu anladım seninle...
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk
yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden
tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil
sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan h
|
|
SENSİN CANIM..... |
30 Mart 2008 Pazar
22:00:18
|
Sensin Canım
SENSIN BENIM DOGAN GUNESIM
BENI SARAN,ISITAN,YAKAN,
ICIME KADAR ISLEYEN
SENSIN BENIM KARANLIK GECEYI AYDINLATAN
AYIM VE YILDIZLARIM
SENSIN GULUM;
BENI DUYGUSALLIGA ITEN,AGLATAN,DUSUNDUREN
BENI DELI YAPAN,ARZULARIMI CILDIRTAN
SENSIN BANA;
YASAMA SEVINCINI VEREN,SEVMESINI OGRETEN
ANIDEN HIC OLMADIK ANDA
GUZEL BIR SARKI SOYLETEN
DALIPTA HAYAL KURDURAN
YUCE ALLAH'A SONSUZ DUALAR ETTIREN
BENI HIRSLI YAPAN SONRADA KORKUTAN
SENSIN,ILK VE SON UMUDUM
OZLEM DUYDUGUM,BAGLANDIGIM
UGRUNA OLDUGUM
SENSIN;
MAVI DENIZDE,UFUKTA GORDUGUM
HAYALLERIM
SENSIN;
CILGINCA ISTEDIGIM,
SEVDIGIM...
|
|
ŞAHRUD ve SEYDUNA |
30 Mart 2008 Pazar
21:59:08
|
(Yitik öyküdür)
Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan
İki ayrı yürekte durmadan kanayan
Seyduna’yla Şahrud
Yüreklerin akarken bıraktığı izi
Birbirlerinin gözlerinde aradılar.
Yoktu.
İki iklim farkıydılar
Ne zaman göz göze değseler
Yangın çıkmayacak denli uzaktılar.
Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı
Üçüncü bir kente düşmüş suretleri
Şahrud gökyüzü geliniydi.
Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
Bir solukluk rüzgarda bile
Usul usul kanardı gelincik bedeni.
Seyduna yeryüzü cehennemi.
Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını
Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı,
Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.
İki iklim ayrıldılar.
“Ya Şahrud!” dedi Seyduna
“Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm.
Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun.
Su gibi git.”
Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu.
Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu.
Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak,
Yüzlerine oturdu.
Rivayet odur ki,
Şahrud vardığı denizlerde hala
Seyduna türküleriyle uyanmakta,
Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan
Masalla yaşlanmakta.)
(biliyorum! sen yine parmak uçlarında üşüyosun,aramızda kıvrılıp yatan uzaklıga inat,ayaklarınla kasıklarımın kasıgasını,ellerinle yüregimde yaktıgın ateşi düşlüyorsun.sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırıl çıplak bir ırmaga dönüşüyor yatagımızda apansız,parmakların tıkır tıkır işliyor iştahla,biliyorsun yaşamaktır aşk, geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku
|
|
DENİZİMMMMMMM |
26 Mart 2008 Çarşamba
23:14:19
|
HAYATIMIN İLK HEYACANI İLK YÜREK ÇARPINTISI….
Bir sonbahar ayında tanıdım seni,
Hiç aklımda yokken davetsiz bir misafir gibi geldin yüreğime.
Gözlerinin rengini çalan denizin kenarında yürüdük ilk defa seninle,
O an çarptı yüreğim, o an işledin içime.
Nerden bilebilirdim ki hayatı seninle öğreneceğimi,
Acıyı mutluluğu, gözyaşını sende, tadacağımı.
Sen öğrettin bana sevgiyi denizim,
Ağlamayı, umut etmeyi,beklemeyi, hasreti sen öğrettin.
Bizim sevgimiz dağları aşardı. Bir güvercin kanadında yaşardık sevdamızı,
İmkansızlığa inat, hayata inat yaşadık,
Sözümüz vardı denizim hatırlarmısın,
Ben senden, sen benden başkasının olmayacaktık,
Hayallerimiz vardı yarınlara dair.
Ama olmadı başaramadık,
Sevgimizden daha üstün bir sevgiye feda ettik hayatımızı, hayallerimizi, sevdamızı.
Seni bir sonbaharda buldum, ilkbaharda kaybettim.
Hayallerimizdeki mutluluğu sen şimdi başkasında yaşıyorsun.
Bense sana ait olanlarla ayakta durmaya çalışıyorum.
Sen bir yol çizdin bensiz yürüyorsun.
Bense hangi yola çıksam yarıda kalıyorum.
Seni arıyorum her çıktığım yolda,
Önüme çıkan her ağaca sen diye sarılırıyorum,
Rüzgarlardan, kuşlardan haber yolluyorum,
Denizim duy beni diye seni ne çok sevdim diye,
Biliyorum unutmadın, unutmayacaksın da,
Bende unutmadım. İçimde kanayan yarasın hala.
Benim üzülmemi istemezdin biliyorum,
O yüzden sana söz veriyorum denizim,
Seni unutmayacağım, ama içimde de yaşatmayacağım,
Çünkü sen beni yüreğinde saklıyorsun,
Sende bende saklı kalacak
|
|
YUMMAYIN KİRPİKLERİNİ |
26 Mart 2008 Çarşamba
22:37:39
|
Bir sonsuz rüyaya açılmış gözler
Yummayın yummayın kirpiklerini
Kim ondan daha çok hayatı özler
Çağırır çağırır sevdiklerini
Gelmiyor gelmiyor o yüzler niçin
Kaybolmuş koynunda kollarda niçin
Bilmiyor boyunun ölçüsün niçin
Başının ucuna geldiklerini
Bilmem ki adını onun kim saklar
şimdiden uyutmuş onu kucaklar
Besbelli üşütür soğuk topraklar
Soymayın soymayın giydiklerini
|
|
GURUR VE NEFRET |
13 Ekim 2007 Cumartesi
01:55:19
|
|
¦ BiRGüN GuRuRuNu YeNiP BaNa GeRi DöNmEK İsTeRsEn Sa | |